onu seviyordum. belkide aşıktım ona. sevgililerin klasiği gözlerinde bitiyor, daha tatlısını bulamadığım dudaklarında diriliyordum. onu yanı gülistan, ırağı kabristan oldu bana. hiç bıramamacasına kollarımda sarıp sarmalamak istediğim tek kişi oldu. heryeriyle, herşeyiyle gönlünüme bu denli fetheden tek kişi. onunla oturup yanyana, saatlerce bakışmak, öpüşmek, parmaklarını öpmak teker teker, ellerimi o sıcacık ve yumuşacık teninde dolaştırmak, kokusunu derin derin içine çekmek, paha biçilemez tek zevkimdi hayatta. onu hep güldürmek, güldüğünde sol yanağındaki gamzesinde kendini kaybetmek, yaptığı şımarıklıklarında, o çocuklaşmalarında, onu severek azarlamak. çünkü bilirsin ki senin yanında olduğu için yapıyor bunları. seni sevdiğini söylüyor yaptıklarıyla. şimdi ben bunu sevmemde naparım. ellerime bakıp babasının ellerine benzetmesi, karşılıklı yemek yerken yemeği yiyişimle dalga geçmesi, kollarımı sıvayıp kalınlığına şaşırırken yüzündeki o tatlı hayret ifadesi, boynumu sevmesi, okul kaloriferinde beni bekletmesi, sinema biletlerini alırken masumca yerinde beklemesi. buluşucağımız hafta sonunu sabırsızlıkla beklemesi ve daha sayamadığım her şeyi. aşık olmam için gönderilmiş bir varlıkla beraber yaşamak. beraber değiliz her zaman. şimdi ayrıyız belki tekrar kavuşucaz ama ayrılmalarımız eksik olmıcak bereberliğimizde. aramıza uzun yollar giricek. o beklediği hafta sonunu haftalarca bekliyecek üzülerek. ben onu görmeden, ona dokunmadan, onun kokusunu doya doya içime çekmeden yapamam ki. her anımı onu özliyerek, onu merak ederek yaşamak benim için yaşamaktan farklı birşey. acaba şu an napıyo? canı sıkılıyo mu? üzen birileri var mı? ya canı yanıyosa şu an! ya unuttuysa beni! ya araya giren zaman ve yollar bana olan duygularını hafiflettiyse! Allah'ım ben ne yaparım? işte şimdi ben beni hem bu denli sevindiren mutlu eden, hemde bu denli üzüp mutsuz eden bu kişiyi sevmemde ne yaparım:)